 |
Akıncı |
 |
|
|
Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: ilerle! Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle...
|
|
 |
İstanbul'un Fethi |
 |
|
|
Aştık geçilmez dağlar üstünden Öyle vakur, öyle heybetli Vardık ot bitmeyen vadilere Ayağımız değdi yeşerdi!
|
|
 |
İstanbul Destanı |
 |
|
|
|
...var ki İSTANBUL /...yok ki İSTANBUL Sana bilmem hangi yönden bakayım Gece başka gündüz başka güzelsin Kâinatta eşsiz tek ve özelsin Çağlar değiştirdi sevdan İSTANBUL
|
|
 |
İstanbul |
 |
|
|
Kamyonlar kavun taşır ve ben Boyuna onu düşünürdüm, Kamyonlar kavun taşır ve ben Boyuna onu düşünürdüm, Niksar'da evimizdeyken Küçük bir serçe kadar hürdüm.
|
|
 |
İstanbul |
 |
|
|
Boğazı bir başka Gören düşer aşka İnsanları bir başka Ey istanbul, ey istanbul
|
|
 |
Fetih Zamanı |
 |
|
|
Havanın mavisinde, denizin yeşilinde Bir türkü, Ortaasya’dan beri duymuşuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar Yüce fetihle büyümüşüz.
|
|
 |
Fetih Marşı |
 |
|
|
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; Dağlardan çektiler, kalyonlar çekilecek... Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek...
|
|
 |
Canım İstanbul |
 |
|
|
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
|
|
 |
Bizans Göründü Karşıdan |
 |
|
|
Geldik surların önüne, İçimizde garip bir sevinç Tamamlamışız vuslatın tadını Böyle hiç.
|
|
 |
Havacıya |
 |
|
|
Açıl maviliğin sonsuz katına Ey havacı bize el, göz, kanat ol! Kurulup sonsuzun saltanatına, Ey havacı bize el, göz, kanat ol!
|
|
 |
Havacılar Marşı |
 |
|
|
Türk anası rüzgarla, At üstünde barışmış. Onunla havalanıp Bulutlara karışmış.
|
|
 |
Havacı |
 |
|
|
Havacı olmak istemişimdir hep ben Göklerin derinliklrinde yüzen bir uçağın pilotu olmak ne güzel...
|
|
 |
Hava Yolcusuna |
 |
|
|
Emelin ölçüsüz, cesaretin çok, Sanki boşluklara atılmış bir ok, Yolunda dağların karanlığı yok, Bulutlar başının üstünde değil.
|
|
 |
Hava Şehitlerine |
 |
|
|
Dün nasıl vücudumuz, Uçuyorsa göklerde. Bugün de ruhlarımız, Yaşıyor aynı yerde.
|
|
 |
Hava Şehitlerine |
 |
|
|
Yurt nöbeti göklerdedir, Göğe sınır çizilmesin. Kartallara durak olmaz, Bir kez yola dizilmesin.
|
|
 |
Hava Şehitleri |
 |
|
|
Kartal bile uçmadı göklerde böyle hızla, Buludan geçtiniz, yıldızları aştınız. Kurtardınız bu yurdu çelik kanadınızla, Dar görerek yerleri göklerde savaştınız.
|
|
 |
Sen Özürlü Olsaydın |
 |
|
|
Kader sana ansızın indirseydi tokadı Ömrünün baharında sararıp ta solsaydın Bir anda uçup gitse dizlerinin takatı Böyle mi düşünürdün sen özürlü olsaydın
|
|
 |
Onlar |
 |
|
|
Tribündeki sesleri yüreklerinde hissettiler olmayan bacaklarının yerine inancı ve umudu koydular hep ızdırap dolu gözleri güçlü kolları ile potaları zorladılar
|
|
 |
Ne mutlu bana özürlüyüm |
 |
|
|
Ne mutlu bana özürlüyüm, Hayata umutla, azimle bakıyorum. Ne mutlu bana özürlüyüm, Yapacaklarım sınırlı ama ufkum geniş.
|
|
 |
Kör ile Kötürüm |
 |
|
|
— Bak arkadaş, ne ben sağlam Bir adamım... — Ne ben tamam Bir insanım. — Ben kötürüm, — Ben de körüm; Hem anadan doğma körüm,
|
|